Allah beni neden yarattı? Ben yaratılmak istemiyordum, cehennemi de cenneti de istemiyorum.

Gelin sizinle Rabbimize “Kalu bela” yani “Evet, sen bizim Rabbimizsin” dediğimiz o manzarayı hayal edelim. Bize o anda sonsuz bir yeşillik örtüsüyle kaplı, altın rengi ışıklarla aydınlanan, ilerledikçe, cennetin yemyeşil bahçelerinin gözünüzü kamaştırdığı, çiçeklerin açtığı renk cümbüşüyle her köşede bir neşe ve güzellik saçtığı, tatlı kokuların havada yayılıp sizi sarhoş edercesine büyülediği, ağaçlarının her türlü meyve ve lezzeti sunduğu, ister bir elmayı koparın, ister bir üzüm tanesini yiyin, tadının hiçbir şeye benzemediği, her ısırıkta bir zevk patlamasının yaşandığı ve damağınızda uzun süre tat bıraktığı, pınarlarından akan suların berraklığıyla gözünüzü kamaştırdığı, serin sularına daldığınızda, bedeninizin tazelenip, huzur bulduğunuz, şırıltısı ve sakinleştirici sesi ile kulaklarınızın okşandığı, yemyeşil otlaklarda dolaşan ve güzellikleriyle göz dolduran cennet hayvanlarının olduğu, renkli kuşlar, cıvıltılarıyla gökyüzünde dans ederken, meleklerin sunduğu altın kanatlarla süzülen atların göz alıcılığıyla süslenmiş, yüksek tavanlı, değerli taşlarla süslü sarayların pırıl pırıl ışıklarıyla büyülediği ve insanın hayal gücünün ötesine geçen daha nice güzelliklerini barındıran cenneti ve yine çeşitli azapların olduğu cehennemi gösterse ve bize dese ki; isterseniz sizi bir bedene bürüyüp, uymanız gereken kuralları biliyor olacağınız, bu kurala uymanız karşılığında gördüğünüz bu cennette ebedi olarak sonsuz nimetlerime sahip olma imkanına kavuşabilmenin veya uymamanız durumunda da cehennem gibi bir cezaya çarptırılmanın imtihanını vereceğiniz yer olan dünyaya gönderebilirim veya sizi şu anda tamamen yok edebilirim dese, acaba biz yok olmayı mı seçerdik yoksa kurallarını bildiğimiz ve sonunda ebedi cenneti kazanabileceğimiz bir imtihana razı mı olurduk?

Bu dünya hayatındaki sınırlı ve geçici lezzetleri elde etmek için bile verdiğimiz mücadeleyi düşündüğümüzde, bu lezzetlerle kıyaslanamayacak kadar güzel ve tasvir edilemez olan cennet hayatının nimetlerine ulaşmak için bu imtihana razı olmaz mıydık?

Rabbimiz, her vicdan sahibinin evet diyeceğini bildiği için, rahmetinin bir yansıması olarak bizleri yaratmış ve bu imtihan dünyasına göndermiştir. Bu yaratmayı kendi dilemesiyle gerçekleştirdiği gibi, yukarıda belirttiğimiz vicdani muhasebeyi yaparsak, hepimizin yaratılmayı isteyeceğini söyleyebiliriz. Çünkü yokluktan varlığa yürümek başlı başına bir nimettir. Hem bu dünyada bize bahşedilen nimetleri, hem de öteki dünyada bize vaat edilen nimetleri düşündüğümüzde, yaratılmanın ne kadar büyük bir nimet olduğunu kavrayabiliriz. Elbette imtihan için gönderildiğimiz bu dünyada bazı sıkıntılar ve meşakkatler olacaktır, ancak Bediüzzaman Said Nursi’nin de söylediği gibi, cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değildir. Bu noktada aklınıza “Bazı insanlar o kadar sıkıntı çekiyor ki yaşamaktansa ölmeyi tercih ediyor. Bu insanlar böyle imtihanlar yaşayacağını bilse yaratılmak istemeyebilirlerdi.” gibi bir soru gelebilir. Bununla ilgili olarak aynı başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Yaratılışımızın, başımıza gelen sıkıntı ve musibetlerin hikmetinden bahsettiğimiz ilgili yazılarımızı da inceleyebilirsiniz.
Allah bizim ne yapacağımızı biliyor ise, bizi neden dünyaya gönderdi?

Allah neden kötülüklere izin veriyor veya musibetlere maruz bırakıyor?

Allah yarattığı kullarını niçin cehenneme atıyor? Allah bizi seviyorsa neden cehennem var?

Facebook
WhatsApp
Twitter
LinkedIn
Galeri
Tıkla Gönder
1
💬 Hızlıca bize yaz...
Scan the code
Merhaba https://meskena.conceptwebactueel-1.nl/allah-beni-neden-yaratti-ben-yaratilmak-istemiyordum-cehennemi-de-cenneti-de-istemiyorum! sitesinden geliyorum. Bilgi almak istiyorum.